Ana Sayfa Gündem BİR KÖY BİR ŞEHİR

BİR KÖY BİR ŞEHİR

by Cangül BAL

Köy sözlük tanımıyla kırsal kesimlerde bulunan az nüfuslu yerleşim yerleri olarak adlandırılmaktadır. Ancak bu tanım sosyolojik bir anlamı olmadığından dolayı köy tanımını eksik kılmaktadır. Köyler ilk oluşum günlerinden bu yana insanların birlik oluşturarak tarımsal ve ekonomik kalkınmadaki yerlerini sosyolojik olarak da göstermişlerdir.

Köyler ilk oluşum dönemlerinde refah yaşam düzeylerinde olduklarından dolayı; bir tercih meselesi durumunda seçim önceliği kentlerden yana değil köylerden yanaydı. Ancak bu durum zamanla tersine dönmeye başlamıştır. İnsanların özellikle sosyal hayatlarını sürdürme istekleri, ulaşımın ve iletişimin kolay olması, iş imkanlarının daha cazip gelmesi gibi etkiler ile kentlere göç yaşanmaktadır. 

İnsanlar çalışmak için yaşadıkları yerden uzaktaki büyük şirketlere bağımlı hale gelmiştir ve bu şirketlerin sunduğu işlere girmek için mesai ücretlerinden ve çevre düzenlemelerinden ödün vererek, rekabet etmek zorundadırlar.

Jonathan Dawson

Türkiye’deki kırsaldan kente göç hareketi 1950’li yıllarda başlamıştır. İlk zamanlarda bir sorun olarak algılanmamış hatta bu hareketin desteklenmiş olduğu söylenebilir. Ancak daha sonra özellikle kentsel bölgelerde yaşanan ekonomik ve sosyal problemler, köyden kente göçün bir sorun olarak değerlendirilmesine neden olmuştur. 

Kent hayatı ile beraber insanların alışkanlıkları değişmeye başlamıştır. Tüketim algılarının değişmesi ile insanlar ihtiyacından fazla almaya ve tüketmeye başlamıştır. Bu durumun devam etmesi ekolojik, ekonomik ve sosyal anlamda canlı yaşamını eritmeye, kaynakları tüketmeye, dünyayı istenmeyen durumlarla karşı karşıya gelmeye zorunlu kılmıştır. Yaşananların sonucunda dünya üzerinde değişimler ölçülebilir seviyeye gelmesiyle sürdürülebilirlik ön planda tutularak girişimlerde bulunmaya başlanmıştır. 

Bir grup insanın bir yerleşke belirlemesi ve bu yerleşkede üretim planlanması ile yeni bir algı yaratma üzerine gidilmiştir. Bu üretim tarımsal üretim, geleneksel ve güncel bilgilerin aktarılması, gıda üretimi gibi içerikler tek başına veya hepsi aynı anda olabilmektedir. Bu doğrultuda ekoköy olarak adlandırılan yerleşkeler kurulmaya başlanmıştır. 

Ekoköyler var olan bir köyü dönüştürme üzerine olabilir veya sıfırdan kurulabilir. Ekoköylerin kurulmasında görev alacak kişilerin bilinçli olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra sosyal gücü yüksek olması gereken bir topluluk olması gerektiği için karşılıklı güven birinci planda olmaktadır.

Bilinen en eski ekoköy Solheimar, 1930’lu yıllarda İzlanda’da kurulmuştur. Solheimar’ın en önemli amacı doğa ve toplumun beraber çalışmasını sağlamak olmuştur. 

EKOKÖY YERLEŞKESİ NEREDE OLMALIDIR?

Ekoköyler tarım ve hayvancılık yönünün kuvvetli olduğu yerleşkelerdir. Ekoköyler oluşturulurken tamamen yeni bir bölge oluşturulabilir veya var olan bir köy dönüştürülebilir. Tarıma elverişli arazilerin seçimi kolay ve hızlı bir girişim olacaktır. Toprağı verimli, suya ulaşımın kolay olduğu yerlerde herkes kolaylıkla ekoköy kurabilir. Ancak sürdürülebilir olması adına tarım için tercih edilmeyen arazilerin seçilmesi daha etkin bir çözüm olacaktır. Eğer bir dönüştürme projesi değilse ve baştan bir ekoköy kurulmasından bahsediliyorsa; coğrafya seçimi özellikle yaşamın zor olduğu bölgelerin yaşama uygun hale getirilmesi ile başlatılabilir. Sürdürülebilir yaşamın her bölgede yapılabileceğini göstermek daha efektif olacaktır. Sonuç olarak ilk düşünülen her anlamda uygun coğrafyayı seçmek doğru bir düşünce olmamaktadır. 

EKOKÖY SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN 4 BOYUTU

  1. SOSYAL 
  2. KÜLTÜREL
  3. EKOLOJİK
  4. EKONOMİK

1.SOSYAL

Geçmişte insanların yaşam tarzlarını göz önünde bulundurarak köylerdeki samimiyetin ve başarının sırrı olan insanların birbirine olan güveni, ekoköylerin temelini oluşturmaktadır. Canlıların birbirleriyle olan ilişkisi duygusal ve aynı zamanda güçlü olması köyün sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. 

Ekoköyün amacının belirlenmiş olması ve bu köyün bireylerinin de bu amacı benimsemesi gerekmektedir. Böylelikle aynı hedef paylaşımıyla ilerleyen proseslerde başarı oranını arttırmaktadır. 

  • Karar mekanizmalarının şeffaf olması gerekmektedir. Alınan kararların duyarlı ve kapsamlı olması gerekir.
  • İletişimi güçlü toplum oluşturulmalıdır.
  • Hiyerarşi oluşturularak katılımcı ve liderlik farkı belirtilmelidir.
  • Kurumlar şeffaf çalışmalıdır ve hesap verebilirliği her daim sağlanmalıdır.
  • Köy içi ve köyler arası ilişki her zaman barışçıl ve çatışmayı kolaylaştırıcı olmalıdır.

2.KÜLTÜREL

Ekoköylerin oluşturulma amaçlarından biri de insanların birbirine ve diğer canlılara daha fazla değer vermesini sağlamaktır. İnsan-doğa arasındaki bağı sadece ruhsal anlamda değil aynı zamanda bunu pratikte nasıl uygulanması gerektiğini öğreten bir sistemdir. İnsanların yaşamlarını sürdürürken cesaret edemediği birçok girişim için ön ayak olmaktadır. Kültür aktarımı ile geçmişe saygı duyma ile sanatın, eğitimin hayatımıza girmesini sağlar. 

  • Doğayla iç içe olan bir sistem mutlaka olmalıdır.
  • Kişisel gelişimi amaçlamalıdır ve farkındalık yaratmalıdır.
  • Kültür aktarımını ve insanlığın onuruna saygıyı öğretmelidir.
  • Sanatsal çalışmalara ve etkinliklere yer verilmelidir.

3.EKOLOJİK

Yaşamı sürdürmek için gıda, barınak ve su ihtiyacı gerekmektedir. Ekoköyler bu ihtiyaçları karşılarken doğal döngüleri bozmamayı ve doğaya daha az zarar vermeyi amaçlar. İnsanın doğayla entegre olmasını sağlarken biyoçeşitliliği arttırmakta ve ekosistemin düzenini yeniden kazandırmaktadır.

Ekoköyler yaşamın temellerini yeniden kurarak planlanmaktadır.

  • Kaynakların yenilenmesi ve temizlenmesi için çalışılmalıdır. Kaynak seçiminde yenilenebilir kaynakları seçmelidir. 
  • Kaynakların temizlenmesi için çalışmaıdır.
  • Tarımsal üretim organik olmalıdır.
  • Yeşil yaklaşımlar yer edinmelidir, yeşil bina çalışmaları gibi inovasyonlar başlatılmalıdır.
  • Her organizma için biyoçeşitliliği arttırmaya yönelmelidir.
  • Kaynaklar değerlendirilmelidir, atık yönetimi mutlaka yapılmalıdır.

4.EKONOMİK

Sosyal dayanışması yüksek olması nedeniyle kaynakların paylaşımı yapılmaktadır. Bu sayede güçlü yerel ekonomi oluşturmakta ve topluma hizmet eden bir sistem yürütülmektedir. Tüketim alışkanlığının yeniden düzenlendiği böylelikle ihtiyaca göre servis eden ekonomi sistemine toplum ayak uydurarak güçlü yerel ekonomiye sahip olabilmektedir. 

  • Zenginlik kavramının yeniden oluşturulması gerekmektedir.
  • İş olarak bahsedilen kavram toplumun kendine yatırım yapmasıyla ilişkili olmalıdır.
  • Araziler ve kaynaklar adil paylaşılmalıdır.
  • Sosyal girişimcilik yönü ağır basmalıdır.
  • Yerel ekonomiler desteklenmeli ve güçlendirilmelidir.
  • Ticaret etik, yatırımlar adil olmalıdır.
  • Her bireyin refahı için ekonomi adil olmalıdır.

           Yukarıda bahsedilen dört boyut ele alındığında güçlü ve çalışan bir ekoköy kurulması mümkündür. Değerlendirilme yapılmadan bir girişimde bulunulursa, bahsedilen dört girişimden sadece biri bile atlanırsa ekoköylerin ütopik bir girişim olarak var sayılması kaçınılmaz olmaktadır. 

Ekoköy kurarken;

  • Güçlü ile zayıf yönler ve risk ile fırsatlar mutlaka hesaplanmalıdır.
  • Tüm katılımcılar, tasarımların her aşamasına dahil edilmelidir.
  • Küçük ölçekli başlangıçlar yapılmalı ve sorunlar için her çözümün doğru ölçeği de belirlenmelidir.
  • İnovasyonlar değerlendirilirken geleneksel bilgiler göz ardı edilmemeli ve hoş görülü davranılmalıdır.
  • Felsefiyi değerlendirerek yaklaşımlar doğayı taklit etmelidir.
  • Karşılıklı destekler için iş ve ekonomi anlamında mutlaka ağlar oluşturulmalıdır.

EKOKÖY ÖRNEKLERİ

AUROVİLLE/HİNDİSTAN

En başarılı ve en eski ekoköylerden biri olan Auroville Hindistan’da Mira Alfassa tarafından kurulmuştur. Mother adı ile anılan Mira Alfassa’nın annesi Fransız babası ise Türk’tür. Bu ekoköy kendini ‘insanların birliğine adanmış ideal bir kasaba denemesi’ olarak tanımlamıştır. Köyün yaklaşık %33’ünü Hindistan, geri kalanı ise farklı milletler oluşturmaktadır. (Dawson,2006)

  Aurovillenin en önemli özelliği farklı milletlerden insanların yerleşkede bulunmasıdır. Bu proje sıfırdan başlatılmış ve şu an en çok bilinen ekoköy haline gelmiştir. Asıl hedefi insanların birlik içinde yaşaması olmuştur. 

  Kurulduğu bölge, başlarda üzerinde hiçbir bitki örtüsü bulunmayan kurak toprak parçasıydı. Muson yağmurları ve fırtınalar nedeniyle toprak erezyona uğruyordu. Bu nedenle Auroville’de yapılan ilk iş su bentleri ve setlerin kurulmasıydı. Kurulduğu bölgede elektrik olmaması, buraya ilk yerleşenler su pompalaması ve enerji üretmesi için yel değirmenleri monte etmişlerdir. Aynı zamanda güneş enerji sistemi üzerinde çalışmalar yaparak bu köyün Hindistan’daki en büyük alternatif enerji üretim merkezi haline gelmesini sağladılar. 

Auroville, 2003 yılında Yeşil Oscar olarak da bilinen Ashden Sürdürülebilir Enerji Ödülü’nü kazanmıştır. (Dawson,2006)

  Auroville’nin başarısının 3 büyük nedeni vardır. Bunlardan ilki, topluluğu bir arada tutan maneviyatın çok güçlü olmasıdır. Bir diğeri de umudun ve birliğin sağlam bir sembolü olarak Auroville’nin duruşudur. Son olarak da mali kaynakların ve özel kazanımların topluluk içinde dağılımı sağlayan güçlü bir dayanışma ekonomisi geliştirmiştir. 

  Kuruluşunu takip eden ilk 30 yıl içinde Auroville iki milyon ağacın gökyüzüne uzandığı, su yönetim programlarının yürürlüğe konduğu ve yerel ekosistemin eski sağlığına geri kavuşturulduğu bir yerdir.(Dawson,2006) Şu an bakıldığında kuruluşunun üstünden 82 yıl geçmiştir ve insanlara güzel bir örnek olma yolunda ilerlemeye devam etmektedir. 

SIEBEN LINDEN/ ALMANYA

Çok küçük bir ayak izi bırakarak yasamayı hedefleyen Sieben Lindenliler, odun ve kerpiç̧ gibi yerel malzemeyi kullanarak ekolojik kurallarla, hiç̧ bir elektrikli alet kullanmadan at gücünden de yararlanarak binalarını inşa etmişlerdir. Bu köyde karbon monoksit salınımı Almanya ortalamasının yaklaşık %28’i kadardır. Bu köyün elektrik enerjisi fotovoltaik panellerle karşılanmakta, sıcak su için güneş̧ pilleri kullanılmaktadır. Evlerin ısıtılması odunlarla gerçekleşmektedir. Köyün sebze ihtiyacının %75’i köy üretiminden karşılanmaktadır. (Dawson, 2006)

  Sieben Linden, saman balyaları ile ev yapımının ucuza mal edilebilmesi için uğraş̧ vermekte ve ekolojik ayak izlerinin azaltılması yolları üzerine çalışmalar yapmaktadır. 

ITHACA/ EVI, ABD

Sıfırdan kurulmuş olan bu ekoköyün nihai amacı insan yerleşim merkezlerinin yeniden inşası ile yaşanabilir bir köy tasarlanabileceğini göstermektir. Üç mahalle ve iki tane devasa sera kurulmuştur. Ekolojik ayakizini azaltmak için merkezi ısıtma, pasif güneş enerji sistemleri, üstün yalıtımlı duvarlar gibi tasarımlar geliştirmişlerdir.

Bu köy kente yakınlığı nedeniyle insanların dikkatini çekmektedir. Ancak kente yakın olmasının dezavantajlarında biri kentin telaşı köyün ekolojik ayak izini etkilemektedir.

Ithaca ekoköyünün en önemli özelliklerinden biri de araba havuzunun oluşutur. Sahip olunan arabaların ortaklaşa kullanıldığı bir sistem ile araç ihtiyacı çok rahat bir şekilde karşılanmaktadır. Bunun yanı sıra toplu taşıma, bisiklet, hibrit araçlar ve bitkisel yağ ile çalışan araçlar bulunmaktadır.

Evlerde kullanılan sifonlara az su harcama sistemi kurmuşlardır ve kuru kompost tuvaletler bulunmaktadır. Çalışan nüfusun %60’ı aynı zamanda ekoköyün kendi işlerine de destek olmaktadır. Bu köyün arazisinin %95’i organik tarım, otlak arazi, orman arazisi oluşturmaktadır. Ayrıca meyve ve sebze üretimleri ile ürünler yerel pazarlarda satışa sunulabilmektedir. 

En önemlisi amacına uygun bir hedefte ilerleyerek bu köyün deneyimlerinin daha geniş kitlelere yayılmasına önem vermektedirler. 

MBAM&FAOUNE / SENEGAL

Dönüştürme projelerinden biri olan bu köy kurak ve aşırı tuzlu topraklarla savaşmaktaydı. Mücadele etmek için bu köyde kalan belli bir kesim insan, mangrov ağaçlarını kullanarak toprağın tuzunu temizleyip iklimi uygun koşullara çekerek araziyi yaşanabilir kılmıştır.

  Mbam ve Faoune ekoköyleri yaşamlarını dayandırdıkları üretimdeki düşüşün ve modern teknolojinin getirdiği sosyal ve kültürel bozulmanın, genç̧ nüfusu büyük kentlere göçe zorlaması nedeniyle Gen Senegal’e (Global Eco Village Network-Küresel Eko Köyler Ağı) üye olmaları ile kültür, ekonomi, sağlık ve spritüellik gibi alanlarda sürdürülebilir olmayı taahhüt etmişler ve yaptıkları çalışmalarla problemlerini çözmüşlerdir. (Dawson, 2006)

  Okuma yazma öğreniminin teşvik edilmesi, kuyu kazma, bambu gibi yerel malzemelerle ev yapımı, güneş fırınının kullanımının yaygınlaştırılması ve yerel bitkilerin kullanım alanlarının araştırılması gibi çeşitli eğitim programları da vardır. (Dawson, 2006)

  Bugün Mbam ve Faoune toplulukları civardaki topluluklara ilham kaynağı olmuş araştırma, eğitim, uygulama konularında yararlanılabilecek merkezler olmuşlardır. 

GÜNEŞKÖY/ TÜRKİYE

Güneşköy Kooperatifi, 21 Eylül 2000 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Kooperatif hazinesiyle 75 dönüm taşlı ve susuz arazi alınarak 2002 de Güneşköy için çalışmalar başlatılmıştır. 2005 yılında tarıma başlayan Güneşköy bir sene içinde Topluluk Destekli Tarım (TDT)’a girişmiştir. Ayrıca Güneşköy Avrupa Ekoköyler Ağı (GEN-Europe) üyesidir. 

Oldukça çorak arazilerde hayata geçirilmiş ve buralara seralar kurmuşlardır. Kâr amacı gütmeden kırsal kesimde doğayla iç içe sürdürülebilir yaşamı deneyimlemeyi amaçlayan bir köy olmuştur.

Bu ekoköyün insaşı sırasında eko malzemeler kullanılmıştır. Dikensiz telden ve tahtadan çitler yapılmış, birçok ekoköy gibi evlerin yapımında kerpiçler kullanılmıştır. İklim koşulları değerlendirilerek seralarda 10’a yakın güneş enerji sistemi kullanarak Türkiye’de ilk defa kullanılan bir sistem yaratmışlardır.

Güneşköy’ün çalışma alanları:

  • Ekolojik tarım yapar ve yaygınlaştırır; yerli tohum kullanır, paylaşılmasını sağlar.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması için çalışır. 
  • Doğa ile uyumlu, ekolojik mimari tasarımlar yapar ve bunları uygular.
  • Ekolojik ulaşım sistemlerinin geliştirilmesine çabalar.
  • Bozulan doğal yapıların tekrar tesis edilmesi ve dengenin yeniden kurulması için çalışır.
  • Geri kazanım sistemleri geliştirerek kaynakların verimli kullanımını hedefler.

GENÇLER İKLİME DAYANIKLI YAŞAMI OLUŞTURUYOR (GIDYO)

Güneşköy bünyesinde birçok farklı çalışmalar düzenleyerek farkındalık yaratmak adına önemli adımlar atmaktadırlar. En önemlilerden biri de gençler için ayrıca oluşturulmuş GIDYO projesidir. Bu proje, gençlerin kırsal alanlarda iklim değişikliğine dayanıklı yaşamı hedefleyen 15 aylık bir projedir. Projenin nihai hedefi, şehirde ve kırsalda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konularına ilgi duyan gençlerin deneyimlerini artırmalarına katkı sağlayarak, kır-kent arasında bağlantı kurabilecek bir sivil inisiyatif yapısının oluşturulmasını sağlamaktır. Çevreye duyarlı genç grup, profesyonel ve mesleki hayatlarına dahil edemedikleri bu ilgilerini deneyimleyerek hayatlarına kolaylıkla adapte edebilecekleri bir proje oluşturmuşlardır.

İDEAL CUMHURİYET KÖYÜ

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle iklim değişimlerinden rahatlıkla etkilenebilmektedir. Sanayi devrimiyle beraber artan endüstriyel üretim global küresel iklim krizinin hassasiyetini arttırmıştır. Türkiye iklim kriziyle yaşanacak çölleşme ve kuraklığa karşı Cumhuriyetin ilk yıllarından önlem alma çalışmalarına başlamıştır. Bu gerçekle çok erken zamanlarda yüzleşen Türkiye Cumhuriyeti’nde toprak ve su kaynaklarını muhafaza üzerine çalışmalar başlatılmıştır.

Atatürk döneminde 1932 yılında hazırlanan ‘İdeal Cumhuriyet Köyü’ projesi, köylerin sosyal, eğitim ve tarımsal üretim yönüne ağırlık veren bir kırsal yerleşim projesidir. Bu proje kapsamında sosyal, kültürel, ekonomik ve ekolojik anlamda güçlü bir altyapı ile köy tasarlanmıştır.

İdeal Cumhuriyet köyü projesi bu kadar kapsamlı düşünülmesine rağmen Atatürk’ün erken vefatı nedeniyle yaygınlaşamamıştır.

İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi 

Proje genel hatlarıyla permakültür ilkelerine uyan çevresel düzenlemeleri içermektedir. Doğayı taklit eden sistemi bu köyde görebilmekteyiz. Bu kapsamda kesik daire ve ışınsal peyzaj tasarımlarına yer verilmiştir. Merkezinde köy ve kurumsal yapılar, çevresinde ise yaşam alanları bulunmaktadır. Geri kalan alanı ise tarımsal üretim sağlamak adına kırsal alan olarak düzenlemişlerdir.Köy içinde kent hayatını aksatmayacak bütün kurumlara yer verilmiştir. Üretim sonucunda yerel ürünlerin satışı yapılabilecek satış alanlarına da yer verilmiştir. 138 hane ve 43 kurum bulunacak şekilde planlanmıştır. Köy projesinde pek çok farklı fonksiyona yer verilmiştir.

EKO-KÖY ÜTOPİK BİR GİRİŞİM Mİ?

1300 ve 1900 yılları arasında geçen altı asırlık dönemde yaşanan küçük buzul çağında sıcaklık hızla azalmış, yağışların düzeni bozulmuştur. Sıcaklığın hızlı azalması ve düzensiz yağışlar ile tarımda verim hızla azalmıştır. Bu dönemde insanlar yeni üretim yöntemleri aramaya başlamışlardır. (Özdemir,2004) İnsanlar tarım yapmayı hiçbir koşulda bırakmamışlar ve alternatif çözümlerle her koşulda tarıma devam edebilmek için özenle çalışmışlardır.

21. yüzyıl beraberinde insanlığı tehdit eden unsurları da beraberinde getirmiştir. Nüfus artışı, iklim değişikliği, enerji kaynaklarının azalması gibi fark edilmesi kolay ve risk derecesini ölçebildiğimiz değerler ile sürdürülebilir yaşama geçiş planları yapılmaya başlanmıştır.  Tarıma elverişli olmayan iklim ve arazi sorunları arttıkça yaklaşımlar da sürdürülebilirliğe yönelmiştir. 

Çalışmaların ne üzerine olacağını belirlemek adına sorunun asıl kaynağına ulaşılmalıdır. İnsan kaynaklı sorunların çözümü insanların yaşam tarzlarının değişime gitmesi gerektirdiğini göstermektedir. 

Sürdürülebilirlik çerçevesi altında bakıldığında sosyal, ekonomik ve ekolojik bölümler ayrı ayrı incelenir. Bu noktada inşa edilecek yerleşkenin belirlenmesi, bu bölgede yaşayacak kişilerin belirlenmesi ile sosyal hayatlarının devamlılığı ve yapılabilirliği ile gelir kaynağının nasıl olacağına ilişkin bütüncül bir çözüm sunulması gerekmektedir. Spritüal bir yaklaşım sergilenmesi ve doğayı bu şekilde taklit etmek mümkün olabilmektedir. Bahsedilen bu yaklaşımlar ile içerdiği kelimelerle uyuşan ekoköyler sürdürülebilir yaşam örneği olabilmektedir.

Kaynakça:

  • Asımgil, B. (2017). EKO KÖYLERİN TANIMLAMA YAKLAŞIMLARINA GÖRE KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİNİN SAPTANMASI. Trakya Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Dergisi, 18(2), 95-111.
  • Atabeyoğlu, Ö. (2017). Atatürk’ün kırsal kalkınma projesi” İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi” ninmekân kuramları açısından değerlendirilmesi. Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 18(2), 176-185.
  • Dawson,J. (2006). Ekoköyler(Üçüncü baskı). İstanbul: Sinek Sekiz Yayınevi, ss.50.
  • Odası, Z. M. (2015). Türkiye Ziraat Mühendisliği VIII. Teknik Kongresi Bildiriler Kitabı-1.
  • Tuğun, Ö., & Karaman, A. (2014). Çekirdek Köylerin Eko Turizme Kazandırılması İçin Sürdürülebilirlik Kavramı Çerçevesinde Bir Model. Megaron, 9(4).
  • Güreşçi, E. (2011). Türkiye’de kentten-köye göç olgusu. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 11(1), 77-86.
  • Erdönmez, C. (2005). KÖYKENT: OLUMLU VE OLUMSUZ YÖNLERİYLE BİR KIRSAL KALKINMA PROJESİNİN ÇÖZÜMLEMESİ. Türkiye Ormancılık Dergisi, 6(2), 35-51.
  • ZEYBEK, O. Y., & ARSLAN, M. T. D. (2015). Ekoköy akımı: tarihi gelişimi ve kent ölçeğinde uygulanabilirliği üzerine bir araştırma(Doctoral dissertation, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı).
  • www.permacultureturkey.org
  • www.guneskoy.org
  • https://ecovillage.org
  • https://gaiadergi.com

Bu yazılara göz atmayı unutma

Lütfen yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.