Ana Sayfa Beslenme/sağlık 21. Yüzyılda Çiğ Süt

21. Yüzyılda Çiğ Süt

by Cangül BAL

 

Çiğ sütü nasıl tercih etmeliyiz?

Yaşadığımız bölgede geçmişten gelen çok güzel kültürlerimiz var. Yemeklerimizden dokuduğumuz halılara kadar, gerçekten el emeği göz nuru ürünler üretiyoruz.
Ben daha çok ev yapımı salça, turşu, konserve, yoğurt ve sayamadığım birçok gıda ürünü ile ilgileniyorum.
Bugün çiğ süt ve yoğurttan bahsedeceğim ama ilerleyen zamanlarda soframızın vazgeçilmezleri olan diğer ürünleri de değerlendireceğiz.
Şimdi şu şekilde başlayalım ben size iki farklı hikaye anlatayım, tercih etmemiz gerekeni beraber belirleyelim. İlk olarak; bir ineğimiz var (örnekleri inek sütü üzerinden yapacağım), bu inek sağıldı. Bu seferlik sağan kişinin hijyenik koşullarda çalıştığını varsayalım. Sağılan süt depolamak ve satışa çıkarılmak üzere; temizliğinden ve sütü soğuk tutup tutamayacağından emin olamadığımız kaplara konuldu. Genelleştirmek bu noktada doğru olmayacaktır fakat ne ile karşılaşacağımızı bilmediğimiz için en kötü ihtimaller üzerinden anlatmayı tercih ediyorum. Süt satıcısının bizim kapımıza kadar getirdiği o kapların içine sadece çiğ süt mü koydu, yoksa sütümsü bir takım madde mi var nasıl anlayabiliriz ki? (Uzun süre dayansın diye karbonat koyan da var.)
‘Neyse kaynatırız zararı olmaz’ diye aldığımız sütü ocağa koyup saatlerce ısıtıyoruz, daha sonra ortalama 5 dakika kaynatıyoruz. Bu şekilde zararlı mikroorganizmalardan kurtulmuş oluruz, fakat bununla beraber sütün içinde bulunan hassas besin maddelerinde azalma meydana gelir. Sırada ev yoğurdunu hazırlamak için sütü ılık hale getirmemiz var. Ne yapıyoruz? Uzun süre boyunca, içinde mikroorganizma bulunan havayla temasını sağlıyoruz. Sıcaklığı da eskisi kadar çok değil, mikroorganizmaların en sevdiği ortamı kendi ellerimizle hazırladık. Sonra mayaladık, dolaba attık. Tüketmeye başlıyoruz. Acaba mutlu son mu ,mutsuz son mu?

İkinci hikayemiz; tek tek her cümlemde ‘kontrol edilmiş’ veya ‘denetleniyor’ kelimelerini kullanmama gerek yok. Bu hikayemde, yetkili kurumlar tarafından düzenli olarak denetlenen sektörlerden bahsediyorum. Sağılan sütlerin, soğuk zincirle fabrikalara gelmesinin ardından; bekletilmeden, yüksek basınç ve sıcaklıklar ile besin değerlerine zarar verilmeden mikroorganizmalardan arındırılması söz konusudur. UHT süt dediğimiz yani uzun ömürlü süt üretiminde 135°C’de 1-8 saniye; pastörize süt ise 72°C’de en az 15 saniye veya 63°C’de 30 dakika ısıl işlem uygulanmaktadır. Bu şekilde uygulanan işlemlerde besin değeri en az miktarda zarar görüyor.Daha sonra aseptik dolum yani mikroorganizmaların bulaşması engellenen,üstün hijyenik koşullarda dolum yapılıyor. Raflarda paketlenmiş olarak gördüğümüz ürünlerin, satışa çıkması için denetlenip onaylanması gerekiyor. ‘Acaba tehlikeli mi?’ diye düşünmemize gerek yok.(Son kullanma tarihleri geçmemiş olduğunu ve paket üzerinde ekstrem bir durum görülmediğini düşünüyoruz.)
Sonuç olarak, tercihimiz sağlığımızı kötü etkilemeyecek olandan olmalıdır. Alışkanlıklarımızdan ve kültürlerimizden vazgeçmemiz zor olabilir, bu nedenle eğer çiğ sütü tüketmekten vazgeçmek istemiyorsak en güvenli yerlerden temin etmeliyiz. Çiğ süt satıcısının kullandığı paketler tek kullanımlık olmalı veya size ait kaplar kullanılabilir. Çiğ süt, sağıldıktan en fazla 24 saat içinde bize ulaştırılmalı. Ancak bu şekilde daha güvenli hale getirilebilir. Fakat şunu unutmamalıyız ambalaj tüketici için vardır. Özellikle sütün ambalajlı satılması gıda güvenliği için çok önemlidir. İlk tercihimiz ambalajlı süt olsun. Sağlıkla kalın…

Dairy packaging and filling systems in milk factory


Aklınızda soru işareti kalmasını istemem, bu noktada daha ayrıntılı ve bilimsel bilgilere ulaşabililirsiniz.
Et ve Süt Kurumu
Kaynakça:
https://www.tarim.gov.tr/GKGM/Belgeler/Mevzuat/TGK_MevzuatListesi.docx

Bu yazılara göz atmayı unutma

Lütfen yorum yapın